Mübarek ramazan bayramında bir kez daha şahit olduk ki dilin kemiği yok. Böylesine mübarek bir günde hele hele bizlerle bir hafta öncesinde aynı iftar sofrasına oturmuş birinin basına yansıyan ve tüm toplumumuzu rencide eden ifadelerini görmenin, duymanın şaşkınlığını yaşıyoruz. Her zaman Batı Trakya ve Balkanlardaki mücadelenin siyaset ve partiler üstü konumuyla devam ettirilmesi gerektiğini vurguladığımız ve buna daha da özen gösterdiğimiz özellikle böyle bir dönemde, hiçbir siyasi ve insani düşünce ile tarif edilemeyecek ifadeler karşısında toplumumuz adına sessiz kalmamız mümkün değildir.
Tarihini bilmeyenlerin kullanabileceği ifadeleri zikredenin öncelikle şunu bilmesi gerekir; kullandığınız o ifadeyi zikretmeksizin o insanların Balkanları Türk Yurdu yapan insanların torunları, tarihte kurulan İlk Türk Cumhuriyetinin kurucuları olduğunu ve yaklaşık yüz yıldır azınlık olarak yaşamalarına rağmen kendi kişiliklerinden, benliklerinden ve değerlerinden taviz vermeksizin dimdik şekilde var olma mücadelesini sürdürdüklerini, tüm dünyaya da sesini duyurmaya çalıştıklarını bilmeniz gerekir. Kendini ifade etmekten uzak dediğiniz o toplum bugüne kadar tüm ülkenin dertlerini dile getiren Türkiye Cumhuriyeti Hükümetlerinde görev alan değerli bakanları, değerli bürokratları aralarından çıkarmıştır. Bu ülkede her alanda önemli değer ifade eden insanları bünyesinde barındırmıştır. Bu ülke için bırakın düşüncelerini ifade etmekten çekinmeyi, hiç düşünmeden vatan için göğsünü siper eden, canını veren Mustafa Cambaz gibi 15 Temmuz Şehidini bağrından çıkarmıştır.
Bu nedenle zikretmek dahi istemediğimiz kullandığınız ifadeleri şiddetle kınıyoruz. Meliha Akyol’u Batı Trakya Türk toplumundan özür dilemeye ve ilgilileri gereğini yapmaya davet ediyoruz.
Yalçın BAYER
SYRİZA, Türkler ve Batı Trakya
Yunanistan'ın 'ince' engellemelerine karşı, Dışişleri kadar Gümülcineli Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu'nun da ne kadar gayret ettiğini biliriz.
