Lozan Herkes İçin Geçerliyse, Batı Trakya Türkleri İçin Neden Değil?
Geçtiğimiz günlerde Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos'un patriklik görevindeki 35. yılı Gökçeada'da çeşitli etkinliklerle kutlandı. Üç gün üç gece süren kutlamalar, Türkiye'nin farklı inançlara ve kültürel değerlere gösterdiği saygının bir göstergesi olarak tarihe geçti.
Ancak aynı günlerde sınırın öte yanında, Yunanistan'ın İskeçe şehrinde bambaşka bir tablo yaşanıyordu.
5 Haziran'da, kamuoyunda "Müftülük Davası" olarak bilinen davada dört Batı Trakya Türkü hakim karşısına çıkarıldı. Suçları neydi? Lozan Antlaşması'nın kendilerine tanıdığı hakları savunmak ve kendi dini liderlerini seçme iradesine sahip çıkmak.
Lozan Antlaşması açık hükümler içermektedir. Batı Trakya Türk Azınlığı'nın dini kurumlarını yönetme, dini liderlerini belirleme ve kendi dini hayatını organize etme hakkı uluslararası hukuk güvencesi altındadır. Buna rağmen Yunanistan, Türk toplumunun seçtiği müftüleri tanımamakta, kendi belirlediği kişileri atamakta ve bu dayatmayı kabul etmeyen soydaşlarımızı mahkeme salonlarında yargılamaktadır.
Burada sormak gerekiyor:
Lozan Antlaşması yalnızca Türkiye'ye yükümlülük getiren bir metin midir?
Mütekabiliyet ilkesi yalnızca Batı Trakya Türklerinin hakları söz konusu olduğunda mı unutulmaktadır?
Türkiye, yıllardır azınlık hakları konusunda evrensel hukuk ve demokratik standartlar çerçevesinde adımlar atarken, Batı Trakya Türklerinin en temel haklarının ihlal edilmesine neden sessiz kalınmaktadır?
Bugün Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden açılması konusu uluslararası platformlarda sık sık gündeme getirilmektedir. Elbette dini özgürlükler ve eğitim hakkı evrensel değerlerdir. Ancak aynı çevreler, Batı Trakya Türklerinin seçtikleri müftülerin yargılanmasını, vakıf mallarına yönelik müdahaleleri, eğitim alanındaki kısıtlamaları ve kimlik mücadelesini neden görmezden gelmektedir?
Lozan bir bütündür.
Lozan'ın hükümleri bir taraf için işletilip diğer taraf için askıya alınamaz.
Batı Trakya Türk Azınlığı, yüz yılı aşkın süredir kimliğini, dilini, dinini ve kültürünü koruma mücadelesi vermektedir. Bu mücadele herhangi bir ayrıcalık talebi değil, uluslararası antlaşmalarla güvence altına alınmış hakların talebidir.
Bugün ihtiyaç duyulan şey, çifte standart değil eşitliktir.
İmtiyaz değil adalettir.
Sessizlik değil hakkaniyettir.
Batı Trakya Türkleri, Lozan'ın kendilerine tanıdığı hakların eksiksiz uygulanmasını istemektedir. Bu talep ne fazlasıdır ne de eksiği.
Lozan herkes için geçerliyse, Batı Trakya Türkleri için de geçerli olmalıdır.
Çünkü adaletin olmadığı yerde barış, eşitliğin olmadığı yerde dostluk, hakların tanınmadığı yerde ise gerçek bir komşuluk ilişkisinden söz etmek mümkün değildir.
Yalçın BAYER
SYRİZA, Türkler ve Batı Trakya
Yunanistan'ın 'ince' engellemelerine karşı, Dışişleri kadar Gümülcineli Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu'nun da ne kadar gayret ettiğini biliriz.
