Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği İzmit Şubesi, MÜSİAD Sosyal Tesislerinde düzenlediği geleneksel iftar yemeğinde bu yıl Batı Trakya’nın İzmit’te yaşayan 65 yaş üstü çınarlarını davet ederek ağırladı.
Geleneksel İftar yemeğine Genel Başkan Av. Necmettin Hüseyin, İzmit Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Elgin, DSP Kocaeli İl Başkanı Halim Dedeoğlu, BATEV Başkanı Selahattin Yıldız, BTTDD Genel Başkan Yardımcısı Dr. Mehmet Hasanoğlu, BTTDD Zeytinburnu Şube Başkanı Besim İsmailbaşa, Bursa Batı Trakya Spor Kulübü Osmangazi Şube Başkanı Av. Orhan Kayalı, BTTDD Genel Merkez Denetim Kurulu Üyesi Necmettin Kahya, BTTDD İzmit Şubesi eski Başkanları, KAYÖT Başkanı ve çok sayıda davetli katıldı.
Kuran-i Kerim tilaveti ve yapılan dualar ile başlayan iftar programında açılış konuşmasını yapan İzmit Şube Başkanı Lütfü Bodur, bu yıl geleneksel iftar yemeklerini farklı bir formatta düzenleyerek İzmit’te yaşayan ve Batı Trakya’nın çınarları diye adlandırdıkları 65 yaş üstü tüm hemşehrilerini aileleri ile birlikte ağırlamak istediklerini ve bunun yansıması olarak oluşan bu muhteşem tablodan duyduğu gururu dile getirdi.
Bodur ayrıca geçtiğimiz günlerde İzmit Belediye Başkanı Dr. Nevzat Doğan’ın katkıları ile doğdukları topraklardan göç etmiş ve bir daha oraları görme imkanı olmamış olan 45 civarındaki 65 yaş üstü üyelerini, doğdukları topraklara götürerek, hatıralarını canlandırdıklarını ve yaşadıkları mutluluğu katılımcılarla paylaşarak belediye başkanı ve projenin gerçekleşmesi için büyük çaba harcayan İzmit Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Elgin’e ve üyelerine teşekkür etti.
Daha sonra kürsüye gelen İzmit Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Elgin’de kısa bir selamlama konuşması yaparak, Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği İzmit Şubesi ile yürüttükleri ortak projelerden bahsederek inşallah önümüzdeki dönemde de göç müzesini hayata sokarak bu çalışmaları pekiştireceğiz dedi.
Kürsüye gelen BATEV Başkanı Selahattin Yıldız selamlama konuşması yaptı.
Kürsüye gelen Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Genel Başkanı Av. Necmettin Hüseyin de öncelikle Şube Başkanı ve Yönetimine bu akşam yarattıkları bu farklı tablodan dolayı teşekkür ve tebrik etti.
Hüseyin “Bizler Batı Trakya Türkleri Dayanışma Dernekleri olarak 13 Şube, 4 Temsilcilik, 2 Vakıf ve 2 Spor kulübü ile Türkiye’nin dört bir yanına yayılmış çok büyük bir camiayız. Geçtiğimiz hafta Zeytinburnu şubemizin iftarında 750 kişiye, önceki gün Soma’da 2.500 Batı Trakyalı ile orucumuzu açtık muhteşem bir tablo vardı, sabaha karşı Kınık’a geçip Maden Şehitleri Parkının ilk konukları olarak Kınık Belediye Başkanımızla sahuru yaptık. Önümüzdeki Perşembe günü de Bursa Şubemizin geleneksel iftarlarını da hesaba katarsak bir haftada yaklaşık 5 bin Batı Trakya Türk’ü bir biri ile kucaklaşacak ve bende kendilerine hitap etme imkanı bulmanın gurunu yaşayacağım.
Bu akşam da İzmit şube başkanımız 65 yaş üstü üyelerimizi misafir etmek istiyoruz dedi, o yüzden ilan etmedik, duyurmamış hali 150-200 kişi oluyorsa ne mutlu bize. Öncelikle şube başkanıma ve bu akşam bu iftara katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum. Şubelerimizin son dönemde yaptığı aktivitelere baktığımızda İzmit şubemiz hareketli şubelerimizden bir tanesi, geçtiğimiz günlerde panel yapıldığında da söylemiştim, son derece güzel gidiyor. Bundan önce 65 yaş üstü grubu üyelerimizi Batı Trakya’ya götürdük. İnsanlar doğdukları toprakları gezdi, oralarda o kendi benimsediği havayı yakalayarak tekrar buraya döndü. Bence belediye başkan yardımcımız yine elini taşın altına koyarak bu ziyaretlerinde sadece 65 yaş üstü sınırlı kalmayacak, İzmit belediyesi bu anlamda bize desteğini sürdürecek. Türkiye’ye göç etmiş Batı Trakya Türklerinin burada mevcut olan sorunlarının çözümü için mücadelemize tüm imkanlarımızı seferber ederek devam etmekteyiz.
1,5 ay önce geldiğimde dedim ki bizim çocuk yuvalarımızı polis ve savcı basıp dinini, dilini öğrenmek üzere giden çocuklarımıza yaşattıkları psikolojik tahribatın sonuçlarını ne zaman göreceğiz diye. O çocuklar büyüyecek bir gün onu göreceğiz ama o bahsettiğimiz dernek şubelerimizin maalesef bir buçuk ay sonra kapandığını gördük. Demokrasinin beşiği denen Yunanistan’da uygulamalar 1967 cuntasını aratmıyor, sanırım bundan sonra daha da sertleşecek. Batı Trakya’da insanlarımıza psikolojik şiddeti, kısıtlamaları had safhaya çıkardıklarında da Yunanlı yöneticilerin bir huyu gelişti.
Biz Atina’ya cami, Müslüman mezarlığı yapacağız tüm sorunlar çözülecek der oldular. Bir kaçıs noktası yakaladılar, evet Atina’ya cami ve mezarlığımızı yapın, Yunanistan’ın tüm şehirlerine İslam dini inancını benimsemiş insanlar için hizmeti götürün o insan inancını yaşasın ama Yunanistan'da 150 bin Batı Trakya Türk'ü yaşıyor. Batı Trakya’da mezarlıklar tahrip ediliyor, nerdeyse artık camilerimize izin alarak girmeye başlayacağız. Bu ne yaman çelişkidir ben anlamadım. Toplumsal olarak daha tepki vermedik ama sanırım İskeçe’de de Gümülcine’de de meydanlara inmek gerekiyor. Okul öncesi eğitim amaçlı dernek çatısı altında açılan çocuk kulüplerinde biz çocuklara Yunan devleti aleyhinde ne öğretiyoruz acaba?
Batı Trakya’daki kurumlar başta olmak üzere, Avrupa’daki federasyonumuz ve Türkiye’deki derneklerimizle birlikte belki ilk aşamada dar kapsamlı 300-400 kişilik yöneticilerden oluşan toplantıyı İstanbul’da yapıp radikal kararlar alma aşamasında olduğumuzu düşünüyorum.
65 yaş üstündeki insanlarımız Batı Trakya’ya doğduğu topraklara gittiler, gezi düzenlediler diyoruz ama niçin geldiler buraya, keyiflerinden mi? Almanya Türkiye Cumhuriyeti Ermenilere soy kırım yaptı deniyor, bizim Batı Trakya’da soyumuzu çürütmek için adeta bizi ite ite toprakların dışına attılar.
Bize siz Türk değilsiniz dediler, 60.000 kişiyi vatandaşlıktan attınız? 19. Madde diyor ki; Yunan soyundan gelmeyenler yurtdışına çıktığında dönmeyeceğine kanaat getirilirse vatandaşlıktan atılır. Yunanlı olmadığımızı söylediniz, müsaade edin de siz söylemiyorsanız Öz be öz Türk olduğumuzu biz söyleyelim. Bizim buna cesaretimiz var, ben hala Yunan vatandaşıyım Türk olarak doğdum. Genlerimi değiştiremeyeceğime göre herhalde sadece inancımla birlikte Müslüman olarak ölmeyeceğim, Müslüman ve Türk olarak öleceğim. Elhamdülillah müslümanım bundan da hiç şüphem yok ama Müslüman olduğum kadar en azından Türklüğüme de sahip çıkıyorum, çıkmanın da hakkım olduğunu düşünüyorum. İnşallah bu 1967’de askerin geldiği dönemdeki postal seslerini duyduğumuz cunta vari uygulamaları 2016’da görürken bu sürenin uzamamasını temenni ediyorum. Önümüzde bayram var, bu bayramı herhalde bu psikoloji ile geçireceğiz ama inşallah bir dahaki bayrama bu uygulamalardan uzaklaşmış Yunanistan olarak yolumuza devam ederiz. Sol iktidarda postal sesi duymayız, dileğim budur.
Diğer taraftan baktığımızda Yunanistan’da ramazan coşkusu harika geçiyor. Hemen her akşam bir köyde iftar var. Oradaki insanların dinine ve diline nasıl sahip çıktığını görüyoruz, bu bizim için ayrı bir mutluluk vesilesidir. Son olarak 20 gün içerisinde yaklaşık beş-altı bin kişiye hitap etmenin mutluluğunu yaşıyorum, bu mutluluğu yaşarken kürsünün bu tarafından baktığımda şunu düşünüyorum; bizim insanımız davaya sahip çıkmıyor deniyor ya, ben bu taraftan baktığımda tam aksi düşüncedeyim bizim insanımızın sonuna kadar bu davaya sahip çıktığını görüyorum, sahip çıkmaya da devam edecektir. Bu yıl bu güzelliğin sonuna yaklaşırken herkesin şimdiden Ramazan bayramını kutluyorum.
Şube başkanım en kısa sürede yeni bir faaliyetle sizleri bizlerle buluşturur. Bu akşam bu iftar sofrasına katkı sağlayan, destek veren herkesten Allah razı olsun, herkese teşekkür ediyorum. Allah oruç tutanların orucunu kabul etsin, tutmayanlarında niyetini bozmasın” diyerek konuşmasını tamamladı.
Yalçın BAYER
SYRİZA, Türkler ve Batı Trakya
Yunanistan'ın 'ince' engellemelerine karşı, Dışişleri kadar Gümülcineli Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu'nun da ne kadar gayret ettiğini biliriz.









