Batı Trakya Türkleri 29 Ocak Milli Direniş Gününün 34. Yılında İzmir Cumhuriyet Meydanında buluştu. Cumhuriyet Meydanındaki Atatürk Anıtına çelenk konulmasının ardından, Genel Başkanımız Av.Necmettin Hüseyinin yaptığı basın açıklaması Rumeli ve Balkan Türk Dernekleri temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşti. Rumeli Türk Dernekleri Federasyonu Genel Sekreteri Hasan Küçük, Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Teşkilat Başkanı Musa Yurt, Genel Merkez Denetim Kurulu Üyesi Ahmet Kereci, İzmir Şube Başkanı Mümin Durmuş, Soma Şube Başkanı Mehmet Akın, şubemizin ve İzmir Barosunun eski Başkanı Av. Aydın Özcan, Kosova Rumeli Kültür Ve Sanat Derneği Başkanı Uğur Şengöz, İzmir Balgöç Genel Başkanı Abdürrahim Nursoy, İzmir Gültepe Makedonya Göçmenleri Derneği Başkanı Birol Özkardeşler, Makgöç Genel Başkanı İlhami Yıldız, Sancak Rumeli Derneği Başkanı Ömer Ok, Bornova Selanikliler Derneği Başkanı Atıf Sakarya, Maksat Derneği Başkanı Günay Cankurtaran, Eski İzmir Şube Başkanı Mustafa Kurnaz, Eski İzmir Şube Başkanı Şeymi Şen’in katıldığı anma töreninde Genel Başkanımız Av. Necmettin Hüseyin yaptığı lonuşmasında “Batı Trakya Türk Azınlığı,1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile emanet edildikleri Yunanistan’da, asıl sahipleri oldukları topraklarda, Yunanistan’ın uyguladığı tüm baskılara, göçe zorlama ve asimilasyon politikalarına rağmen, Büyük Türk Milletinin kendisine emanet ettiği Batı Trakya davasını savunmada, yaşatmada verdiği mücadelesiyle bu davayı her şeyin üzerinde görerek anavatanın gücü, desteği ve kendi inanç ve değerleri ile Müslüman Türk Azınlık olarak Batı Trakya’da yaşamaktadır.
1923 yılında Yunanistan’a azınlık olarak emanet edilen Batı Trakya Türklerine Yunanistan’ın uyguladığı göçe zorlama ve asimilasyon politikalarına yönelik sistematik baskılar 1980’li yıllara kadar artarak sürmüştür. 1980’li yıllarda bu baskıların sertlik dozajı üst safhaya çıkmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasını takiben intikam almak isteyen Yunanlılar tarafından fatura Batı Trakya Türklerine kesilmiştir. 1983 yılına gelindiğinde isminde Türk kelimesi bulunan sivil toplum örgütlerimizin kapatılması konusunda resmi makamlarca kararlar verilmiş, bu kararlar doğrultusunda hukuk mücadelemiz sonucunda Yunan yüksek yargısına giden davalar maalesef çok acı bir gerekçeyle sonuçlanmıştır. Bu gerekçede Batı Trakya’da “TÜRK” yoktur denmektedir. Yunan iradesi her ne kadar bizi azınlık olarak yok saysa da varlığımızı sonsuza kadar sürdüreceğiz.
1987 Kasım ayında verilen bu kararın neticesini Batı Trakya Türkleri ancak 1988 yılı Ocak ayı başında öğrenebilmişlerdir. Bunun üzerine toplumun önde gelenleri bir araya gelerek bunun kabul edilemez olduğunu, bu baskılara boyun eğilemeyeceğini, var olan Türk azınlığın kimliğinin inkar edilemeyeceğini belirterek, Ocak ayı sonunda bir protesto yürüyüşü yapma kararı almışlardır. Bu karar neticesinde 29 Ocak günü tüm baskılara, engellemelere rağmen 20 bini aşkın Batı Trakya Türk’ü Gümülcine meydanına inerek biz Türk’üz diye, biz burada yaşıyoruz biz varız diye haykırmıştır.
Biz 29 Ocağı ifade ederken 29 Ocak’lar deyimini kullanıyoruz. Bunun nedeni de 1988’den sonraki dönemde, 2 yıl içerisinde hiçbir gelişmenin olmadığını gören Batı Trakya Türkleri, 1990 yılında bu olayların yıl dönümünde masumane ve mütevazi bir etkinkinlikle, bir mevlid düzenleyerek bu olayları anma kararı almışlardır. Fakat aşırı kesimler tarafından öylesine provakatif olaylar yaşanmıştı ki Yunan yerel basını ve özellikle kilisenin devreye girmesiyle Türklere karşı saldırı için bir ortam hazırlanmış ve 29 Ocak 1990 tarihinde 300’ün üzerinde Türk işyeri yağmalanmış ve talan edilmişti. Batı Trakya Türk azınlığı mensupları yaralanmıştır ve Türklerin kanı akıtılmıştır. O gün Batı Trakya Türkleri Gümülcine'de en büyük mezalimi yaşadı.
Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının milli kimliğini inkara kalkışanlara karşı birlik ve beraberlik içindeki dik duruşu Türk tarihinin onurlu sayfalarında yerini almıştır.
Batı Trakya davasına olan inanç ve kararlılıkla Türk kimliğini inkara kalkanlara karşı birlik ve beraberlik içinde dik duruşu sağlamlaştırmak maksadıyla 9 Eylül 1946 tarihinde kurulan Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği olarak bizler de 34 yıldır Türklük onuruyla bir başkaldırının, bir direnişin, Milli Mücadele ruhu ile davamızı sahiplenme onurunun yıl dönümünü anmaya devam ediyoruz. Bu mücadeleyle özellikle Türkiye'ye insan hakları ve azınlık hakları konularında ders vermeye kalkanların dikkatini çekmek istiyoruz
Türkiye genelinde tek çatı altında 13 şubesi, 7 temsilciliği, spor kulüpleri ve vakıfları ile var olan Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği yönetici ve üyelerinden oluşan heyetle 29 Ocak olaylarını anma toplantılarında önceki yıllarda Taksim Atatürk Anıtından duyurduğumuz sesimizi beş yıl önce Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgahı Anıtkabir’den, sonraki yıl Çanakkale’de Şehitlik Abidesinden, 2019 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin en doğu ucundan Sarıkamış’ta ebediyete intikal eden 90 bin şehidimizin manevi huzurundan, 2020 yılında 20. Yüzyılın sonunda dünya tarihinin gördüğü en büyük dramın Srebrenitsa katliamının 25.yılında, insanlığın katledildiği ve 8372 kadın, erkek ve çocuğun toplu mezarlara gömüldüğü Potoçari Anıt Mezarı’ndan, geçen yıl da Soma Cengiz Topel Meydanı’nda Atatürk Anıtı, İzmir Zübeyde Hanım Anıt Mezarı, İzmit Milli Kimlik ve Direniş Anıtı, İstanbul Ayasofya Camiinde kılınan Cuma namazından sonra yaptığımız basın açıklamalarıyla 29 Ocak “Milli Direniş Günümüzü” anarak sesimizi duyurduk.
Bundan tam 34 yıl önce Batı Trakya Türkünün milli kimliğini inkâr eden zihniyet, 34 yıl sonra bugün uluslararası hukukun teminatı altında olan azınlık haklarını hiçe saymakta ve hukuksuz uygulamalara devam etmektedir. Batı Trakya Türk Azınlığı, verdiği demokratik mücadeleler sayesinde sadece vatandaşlık haklarını kazanmış, buna karşın eğitim başta olmak üzere Lozan’dan kaynaklanan azınlık haklarını kaybetmiştir
Azınlık eğitimi, müftülükler, vakıflar, Türk kimliğinin inkarı, isminde Türk kelimesi geçtiği için kapatılan sivil toplum kuruluşları ve Türk azınlıkla ilgili AİHM kararları gibi sorunlar devam etmekte, bu sorunların üzerine yenileri eklenmektedir. son yıllarda geçmişin haksız ve baskıcı uygulamaların bir sonucu olan Batı Trakya Türk Toplumunun ekonomik anlamda geri kalmışlığı daha da derinleşmekte ve artmaktadır. Azınlığa karşı haksızlıklar devam ederken, hak gaspından ve haksızlıktan bahseden Batı Trakya Türkleri ötekileştirilerek hedef haline getirilmektedir.
Tüm bu uygulamalar nazarı dikkate alındığında görüyoruz ki azınlık haklarına yönelik Yunanistan’ın olumsuz tutumu sertleşerek devam ediyor. Yunan hükümetlerinin ısrarla devam ettirdikleri milli kimliğimizi inkar etme politikalarıyla Batı Trakya Türk Azınlığını Yunanistan’dan koparmak için elinden geleni yapıyor. Batı Trakya da baskılar, göç devam ediyor, bölge boşalıyor. Türk milli kimliğinin inkarıyla bizleri vatandaşı olduğumuz ülkede, doğduğumuz topraklarda esarete mahkum etmeye çalışıyorlar.
Bu yıl yani yarın itibarı ile 99 yılına gelinen Mübadelenin yıldönümünü de yaşayacağız geriye kalan bakiye topluluk olarak bizler herkesin olduğu yerde mutlu huzurlu şekilde varlığını bir bütün olarak her yönü ile sürdürmesini birinci derecede isteyen bireyler olarak haykırışımıza da devam ediyoruz. Bizler olduğumuz yerde varlık mücadelesinide sürdürmeye devam edeceğiz.
Unutulmamalıdır ki Batı Trakya'daki Türk Azınlık Yunanistan'ın kararıyla varlık kazanmış değildir. Batı Trakya’daki Azınlık TÜRK’tür ve TÜRK olarak varlığını sürdürmeye devam edecektir.” dedi.
Yalçın BAYER
SYRİZA, Türkler ve Batı Trakya
Yunanistan'ın 'ince' engellemelerine karşı, Dışişleri kadar Gümülcineli Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu'nun da ne kadar gayret ettiğini biliriz.


















