Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Genel Başkanı Hasan Küçük, tarihte kurulan ilk Türk Cumhuriyeti olan Batı Trakya Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 112. yıl dönümü dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı.
Küçük mesajında :
“31 Ağustos 1913’te kurulan tarihteki ilk Türk Cumhuriyeti’nin 112. yılında, Batı Trakya Türk Cumhuriyeti’nin aziz kurucularının torunları olarak bu onur ve gururu yüreklerimizde taşıyoruz.
Bugün azınlık statüsüyle bulunduğumuz topraklarda; 1923 Lozan Barış Antlaşması ile Yunanistan’a emanet edilmemize rağmen, yıllardır baskılarla, göçe zorlama ve asimilasyon politikalarıyla karşı karşıya bırakıldık. Ancak bizler, anavatanımızın gücü ve desteğiyle, kendi inanç ve değerlerimizden aldığımız kudretle Müslüman Türk Azınlık olarak dimdik ayakta duruyor ve varlığımızı sürdürüyoruz.
Tarih bize şunu öğretmiştir: Batı Trakya Türkleri, kimliğini inkâr edenlere karşı direnmiş, haklarından vazgeçmemiş ve varlığını her daim korumuştur. Bugün de aynı azim ve iradeyle haykırıyoruz: Biz buradayız, varız ve var olmaya devam edeceğiz!
Tarihte kurulan ilk Türk Cumhuriyeti olan Batı Trakya Türk Cumhuriyeti, 31 Ağustos 1913’te Meriç ve Karasu nehirleri arasında kalan, bugünkü Gümülcine, İskeçe ve Dedeağaç illerini kapsayan Batı Trakya ile kuzeyde bugünkü Güney Bulgaristan’daki Kırcaali, batıda Paşmaklı ve doğuda Ortaköy’den Yunanistan sınırına kadar uzanan bölgede kurulmuştur. Kendi ordusu, bayrağı, pulu olmuş, pasaport uygulamasına geçilmiştir. Bayrağı; siyah, yeşil ve beyaz renkler üzerinde hilal ve üç yıldızdan oluşmaktaydı. Ancak bu devletin ömrü 56 gün sürmüş; Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında 29 Ekim 1913’te imzalanan İstanbul Antlaşması ile Batı Trakya Bulgaristan’a bırakılmıştır. Yunanistan ise, Batı Trakya Türklerine karşı sorumluluklarını 14 Kasım 1913’te Osmanlı Devleti ile imzaladığı Atina Antlaşması ile taahhüt altına almış, daha sonra Lozan Antlaşması ile Batı Trakya Türk Azınlığının hakları güvence altına alınmıştır.
Batı Trakya’daki Türk ve Müslüman kimliğimiz, inkâr edilemez bir gerçek, şanlı tarihimizin bize bıraktığı kutlu bir mirastır. Yunanistan, uluslararası anlaşmalardan ve Lozan Antlaşması’ndan doğan yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır. Bilinmelidir ki; Türk kimliğini inkâr etmeye dayalı her türlü politika, dün olduğu gibi bugün de yarın da başarısızlığa mahkûmdur. Çünkü Batı Trakya Türkleri, köklerinden aldığı güç, imanından aldığı kudret ve tarihinden aldığı onurla kimliğine, inancına ve varlığına sahip çıkmaya kararlıdır.
Mazisi destanlarla dolu, şanlı zaferlerle bezenmiş Türk milleti bugün sabrının ağır bir imtihanıyla karşı karşıyadır. Batı Trakya Türkleri, yıllardır süregelen haksızlıkların ve hak gasplarının gölgesinde kimliğine ve inancına sahip çıkma mücadelesi vermektedir. Müftülük makamının gaspı, vakıflarımızın talanı, dinimize yönelik müdahaleler ve özerklik haklarımızın yok sayılması, aziz varlığımıza vurulmak istenen zincirlerdir. Ancak unutulmamalıdır ki; Batı Trakya Türk Azınlığı, köklerinden aldığı güçle, inancından aldığı imanla, bu haklarından asla vazgeçmeyecek; sabrı, onuru ve direnciyle varlığını ebediyen koruyacaktır.
Yunanistan’ın çözümden uzak, adaletten ve hakkaniyetten yoksun politikaları asla sürdürülebilir değildir. Kalıcı bir iyi komşuluk ilişkisi için, garantör ülkeler de mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde sorumluluklarını yerine getirmelidir. Türk-Yunan ilişkilerini gerginleştirenler bilmelidir ki; bu coğrafyada düşmanlıkla yürünecek bir yolun kazananı olmayacak, kaybedeni ise bütün bölge olacaktır. Diplomasi kanallarını kapatmak ve oldu-bitti politikalarıyla hareket etmek hiçbir fayda getirmeyecek; aksine barışı, huzuru ve istikrarı derinden sarsacaktır.
112 yıl önce tarihin altın sayfalarına adını yazdırarak ilk Türk Cumhuriyeti’ni kurmanın gururunu yaşayan atalarımızın torunlarıyız! Bugün biz Batı Trakya Türk Azınlığı mensupları, aynı ruh, aynı kararlılık ve aynı onurla ayaktayız.
Kimliğimizi, inancımızı ve haklarımızı hedef alan her türlü baskıya rağmen; uluslararası hukukla güvence altına alınmış, garantör ülkelerin tescil ettiği meşru ve haklı mücadelemizden asla geri adım atmayacağız. Bizler, bu topraklarda varlığımızı korumak, haklarımızı savunmak ve geleceğimizi inşa etmek için bir aradayız.
Dün olduğu gibi, bugün de, yarın da; onurlu duruşumuzla, sarsılmaz irademizle, kutlu davamız için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Batı Trakya Türkleri vardır, var olacaktır!” dedi.
Yalçın BAYER
SYRİZA, Türkler ve Batı Trakya
Yunanistan'ın 'ince' engellemelerine karşı, Dışişleri kadar Gümülcineli Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu'nun da ne kadar gayret ettiğini biliriz.
